Film/Dizi Gurusu

Sisu Filmi

Bazı filmler vardır, vizyona girdiklerinde hak ettikleri ilgiyi tam olarak göremezler ama dijital platformlarda adeta küllerinden doğarlar. İşte 2022 yapımı Sisu, tam olarak bu tanımın karşılığı. Sinemalarda fırtınalar estirmese de, aradan geçen yıllara rağmen dijital izlenme listelerinde bir anda patlama yaparak yeniden gündeme oturdu. Açıkçası, bu filmin bu kadar geç keşfedilmesine şaşıranlardanım. Çünkü Sisu, size uzun zamandır izlemediğiniz kadar saf, vahşi ve tavizsiz bir aksiyon vaat ediyor.

Tek Kişilik Ordu: Sisu’nun Konusu Ne?

Konuyu anlatmak aslında çok basit, çünkü film karmaşık diyaloglar veya entrikalarla seyirciyi yormuyor. Hikayemiz, II. Dünya Savaşı’nın son günlerinde Finlandiya’da geçiyor. Aatami Korpi adında, geçmişte efsanevi bir asker olan ve artık her şeyden elini eteğini çekmiş bir altın madencimiz var. Uzun uğraşlar sonucu devasa bir altın külçesi bulup en yakın şehre doğru yola çıktığında ise karşısına bir Nazi müfrezesi çıkıyor. Naziler altına el koymaya çalışınca, Aatami’nin içindeki o ‘tek kişilik ölüm mangası’ yeniden uyanıyor. İşte film tam olarak bu noktada başlıyor ve bir daha asla hız kesmiyor.

Sisu Ne Demek?

Filmin adı olan “Sisu”, Fince’de özel bir anlama sahip. Tam olarak çevirisi olmasa da “cesaret, metanet, azim ve akıl almaz bir irade gücü” gibi anlamlara geliyor. Filmdeki ana karakterimiz Aatami, bu kelimenin vücut bulmuş hali. Ne kadar yara alırsa alsın, ne kadar imkansız bir durumla karşılaşırsa karşılaşsın asla pes etmiyor. Bu da onu durdurulamaz bir güç haline getiriyor.

Gişede Bekleneni Veremedi Ama Dijitalde Patladı

Sisu, vizyona girdiği dönemde eleştirmenlerden tam not alsa da gişede ortalama bir başarı yakalayabildi. Yaklaşık 6 milyon dolarlık bütçesine karşılık dünya çapında 15 milyon dolar civarında bir hasılat elde etti. Kötü bir rakam değil ama bir fenomen de yaratmadı. Ancak filmin asıl başarısı, dijital platformlara düştükten sonra başladı. Kulaktan kulağa yayılan ünü, sosyal medyadaki övgüler ve aksiyon severlerin “mutlaka izle” tavsiyeleri sayesinde, film yıllar sonra bile en çok izlenenler listelerine girmeyi başarıyor. Bu durum bana biraz da bazı dizilerin yaşadığı ikinci baharı hatırlatıyor. Tıpkı bir Guy Ritchie klasiği gibi, kaliteli yapımlar er ya da geç hak ettiği değeri buluyor.

Sisu’yu Bu Kadar Özel Kılan Ne?

Beni bu filmde en çok etkileyen şey, yalınlığı oldu. Film, neredeyse hiç diyalog olmadan ilerliyor. Başrol oyuncusu Jorma Tommila, film boyunca belki birkaç kelime ya ediyor ya etmiyor. Tüm hikaye, onun yüzündeki ifade, bedeni ve bitmek bilmeyen vahşi aksiyon sahneleriyle anlatılıyor. Yönetmen Jalmari Helander, abartıdan kaçınmayan, kanlı ve yaratıcı ölüm sahneleriyle seyirciyi koltuğuna bağlıyor. Mayın tarlasında geçen sahneler, su altı mücadelesi ve finaldeki uçak sahnesi… İnanın bana, her biri uzun süre aklınızdan çıkmayacak cinsten.

John Wick Nazilere Karşı Gibi

Sisu’yu izlerken aklıma sürekli modern aksiyon klasiklerinden John Wick ve efsanevi Rambo geldi. Tek bir adamın, kendisinden katbekat üstün bir güce karşı verdiği amansız mücadele, bu filmlerle büyük bir paralellik taşıyor. Ancak Sisu, tarihi atmosferi ve daha vahşi, daha gerçekçi şiddet sahneleriyle kendini onlardan ayırmayı başarıyor. Burada süslü dövüş koreografileri değil, hayatta kalmak için verilen ilkel ve acımasız bir savaş var. Bu da filmin etkisini inanılmaz derecede artırıyor.

Yönetmen Jalmari Helander’in Başarısı

Filmin hem senaristi hem de yönetmeni olan Jalmari Helander, gerçekten de müthiş bir iş çıkarmış. Düşük bütçeyle bu kadar etkileyici ve akılda kalıcı bir aksiyon filmi çekmek her babayiğidin harcı değil. Helander, seyirciye tam olarak ne istediğini veriyor: dur durak bilmeyen, yaratıcı ve tatmin edici bir intikam hikayesi. Eğer siz de benim gibi saf aksiyon filmlerini özlediyseniz, Sisu’ya mutlaka bir şans vermelisiniz.

Sefa’nın Yorumu

Son söz olarak şunu söyleyebilirim: Sisu, son yıllarda izlediğim en çiğ, en sert ve en dürüst aksiyon filmlerinden biri. Hollywood’un süslü, CGI dolu yapımlarından sıkıldıysanız ve gerçekçi bir hayatta kalma mücadelesi izlemek istiyorsanız, bu film tam bir ilaç gibi gelecek. Aklınızda “acaba izlesem mi?” gibi bir soru varsa, o soruyu hemen silin. Patlamış mısırınızı alın ve bu tek kişilik Nazi avına tanıklık edin. Pişman olmayacaksınız.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün