
Çocukken büyük bir alışveriş merkezinde kaybolduğumu hatırlarım. Annemle babamdan bir anlığına ayrılmış, kendimi bir anda bomboş, sadece uğuldayan floresan lambaların aydınlattığı bir servis koridorunda bulmuştum. O anki o garip, tekinsiz hissi, o ‘burada olmamalıyım’ duygusunu hiç unutmam. İşte yıllar sonra internetin en derin köşelerinden çıkıp gelen ‘The Backrooms’ efsanesi, bana tam da o hissi hatırlattı. Bu kolektif kabus, hepimizin bilinçaltında yatan o tanıdık ama bir o kadar da yabancı mekan korkusunu tetikliyordu. Şimdi ise o korku, sinema perdesine taşınıyor ve ilk teaser ile tüylerimizi diken diken etmeyi başardı.
İnternet Efsanesinden Beyaz Perdeye: The Backrooms Nedir?
Bilmeyenler için kısaca özet geçeyim. The Backrooms, bir ‘creepypasta’ yani internet korku hikayesi olarak başladı. Fikir, gerçeklikten ‘klip dışına çıktığınızda’ (noclip) kendinizi bulduğunuz, sonsuz, sarı duvar kağıtlı, nemli halılı ve floresan lambaların vızıldadığı boş ofis odalarından oluşan bir labirentti. Bu mekanın en korkutucu yanı, yalnızlık, çaresizlik ve ne olduğu belirsiz varlıklar tarafından takip edilme hissiydi. Zamanla bu basit fikir, internet kullanıcılarının eklediği farklı ‘seviyeler’, varlıklar ve hikayelerle devasa bir evrene dönüştü.
Kane Parsons Dokunuşu: Bir YouTube Fenomeninin Yükselişi
The Backrooms konsepti harikaydı ama onu asıl popüler kültür ikonuna dönüştüren kişi, o zamanlar henüz bir lise öğrencisi olan Kane Parsons (YouTube’da Kane Pixels olarak biliniyor) oldu. Parsons, 2022’de yayınladığı ‘The Backrooms (Found Footage)’ adlı kısa filmiyle bu evrene kanlı canlı bir ruh verdi. Buluntu film (found footage) tekniğiyle çektiği serisi, o tekinsiz atmosferi, gerilimi ve gizemi o kadar iyi yansıtıyordu ki milyonlarca izlenerek viral oldu. Zaten YouTube, Televizyon Keyfimizi İkiye Katlayacak İki Harika Özellik Sunuyor! başlıklı yazımda da platformun ne kadar güçlü bir mecra olduğundan bahsetmiştim. Parsons’ın başarısı, Hollywood’un da dikkatini çekti ve bu inanılmaz proje böylece doğmuş oldu.
A24 İmzası ve Gelen İlk Teaser Neler Vaat Ediyor?
Ve işte beklenen an geldi! Projenin arkasında bağımsız ve kaliteli yapımlarıyla tanınan A24 stüdyosunun olduğunu duyduğumuzda zaten heyecanlanmıştık. Gelen ilk teaser, bu heyecanın boşuna olmadığını kanıtlıyor. Fragman, Kane Parsons’ın orijinal videolarındaki o lo-fi, VHS estetiğini ve gerilim dolu atmosferi koruyacağının sinyallerini veriyor. Sarı koridorlar, uğultulu ışıklar ve kameranın arkasındaki kişinin titrek nefesi… Hepsi yerli yerinde. A24’ün psikolojik gerilim konusundaki başarısı, tıpkı Netflix’i Sallayan Alman Dizisi: Bu Gerilimi Mutlaka İzlemelisiniz! gibi yapımların yarattığı etkiyi hatırlatıyor ve bu filme olan güvenimi artırıyor.
Yapımcı Kadrosu Göz Dolduruyor
Filmin yönetmen koltuğunda, bu evrenin yaratıcısı Kane Parsons oturuyor. Bu, projenin orijinal ruha sadık kalacağı konusunda en büyük güvencemiz. Yapımcılar arasında ise korku sinemasının ustası James Wan’ın Atomic Monster şirketi, Stranger Things’in yaratıcısı Shawn Levy’nin 21 Laps şirketi ve A24 gibi devler var. Bu kadro, projenin ne kadar ciddiye alındığının en büyük kanıtı.
Beklentiler Tavan Yaptı: Vizyon Tarihi Ne Zaman?
İlk teaser’ın yayınlanmasıyla birlikte sosyal medyada adeta bir patlama yaşandı. Yıllardır bu anı bekleyen milyonlarca hayran, filmin orijinal materyalin o rahatsız edici ve klostrofobik hissini yakalayıp yakalayamayacağını tartışıyor. Korku ve gerilim türü sevenler için Layers of Fear 3 Resmen Duyuruldu! haberinden sonra bu yılın en büyük müjdelerinden biri oldu diyebilirim. Peki bu kabusa ne zaman tam olarak dalış yapacağız? Stüdyo, vizyon tarihi olarak 29 Mayıs 2026‘yı işaretledi. Takvimlerimizi şimdiden hazırlasak iyi olur.
Sefa’nın Yorumu
Açıkçası ben inanılmaz heyecanlıyım. The Backrooms, modern internet folklorunun ve kolektif bilinçaltının en iyi örneklerinden biri. O tanıdık ama bir o kadar da yabancı mekanların yarattığı psikolojik gerilim, benim her zaman ilgimi çekmiştir. Kane Parsons’ın genç yaşına rağmen yarattığı atmosferi A24 gibi bir stüdyonun ve James Wan gibi bir ustanın desteğiyle sinemaya taşıyacak olması, beklentimi arşa çıkarıyor. Ticari kaygılarla o ham, rahatsız edici ruhu kaybetmesinden biraz endişe etsem de A24 ismine güveniyorum. Umarım o tekinsiz, sonsuzluk hissini ve çaresizliği sinema perdesinde de iliklerimize kadar hissederiz. 29 Mayıs 2026’yı şimdiden takvime kırmızı kalemle işaretledim.




